Liderboard Destek Platforumu

Sınırsız Mp3 Ve Clip
 
KapıKapı  AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 MODERN TALKİNG

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin


Erkek Mesaj Sayısı : 151
Yaş : 33
Kayıt tarihi : 08/06/07

MesajKonu: MODERN TALKİNG   Salı Haz. 12, 2007 6:56 pm




Evet Modern Talking. 1984 yılı (herkesin sandığı gibi 1985 değil)
bitmeden ilk albümleri “The Fist Album” ve “You’re my heart you’re my
soul” 45’liklerini piyasaya çıkaran grup, önceleri İtalya’dan Gazebo
ile Avrupa’yı etkisine alan “eurobeat-disco” diye de tanımlanan yepyeni
bir türün Alman temsilcileri olacağının sinyallerini veriyordu. Son
derece ritmik ve sağlam bir altyapıya sahip olan bu albüm önce
memleketleri Almanya, sonra da diğer Avrupa ülkelerinde büyük ilgiyle
karşılanır. “You can win if you want” ve “Do you wanna” gibi süper
hit’leri de bünyesinde barındırıyordu bu albüm. Aynı anda yine
Almanya’dan Bad Boys Blue ve Sandra da ilk 45’liklerini biz
müzikseverlerin beğenisine sunuyorlardı. Fırtına öncesi sessizlik
bitmiş, hafif hafif esmeye başlamıştı sanki. 1985 yılı Modern
Talking’in yılı olur resmen. Yıl bitmeden, önce “Cheri Cheri Lady”
45’liği, ardından merakla beklenen ikici albümleri “Let’s Talk About
Love” piyasaya sürülür. 1986 yılına da hızlı giren grup, ilk olarak
“Brother louie” 45’liğini piyasaya sürer. Büyük ilgi gören bu 45’liğin
ardından üçüncü albümleri “Ready For Romance” çıkar. Grubun beyni
Dieter Bohlen durmaksızın beste üretmekte, aynı zamanda başka
sanatçıları da lanse etmektedir. Bunların en başarılısı C.C.Catch, 1986
yılında “Cause you are young” ile fırtınayı körükleyen isim olur. Bir
grup olarak tasarlanmış ve müzik dünyasına adım atmış olan genç
sanatçı, zamanla solo olarak uzun yıllar Dieter Bohlen’in kanatları
altında müzik yaşamını sürdürecektir. Modern Talking, aynı albümden
çıkan bir başka süper 45’lik “Atlantis is Calling”in kaymağını yerken
ülkemizde de grubun albümlerini piyasaya süren firma Yankı da kaymağın
has’ını yemeye devam ediyordu. Öyle ki, kendi firmasından çıkmış başka
sanatçıların kasetlerinin üstüne Modern Talking etiketleri
yapıştırılarak master kayıt sıkıntısına çare bulunurdu. O yılların
dergilerindeki müzik listelerine baktığımızda ilk iki sırayı Modern
Talking’in, üçüncü sırayı da C.C.Catch’in işgal ettiğini göreceğiz.
Gerçekten o yıllarda bunlar ve türevleri peynir ekmek gibi satıyordu.
Ne yazık ki devreye korsanlar da girmeye başlamıştı. 1986 yılı, grubun
parlak yılı olurken yıl bitmeden “In The Middle Of Nowhere” piyasaya
çıkar. “Geronimos Cadillac” 45’liği beğenilse de grubun beklediği
satışı gerçekleştiremez. Geriye dönüp bakıldığında grubun
diskografisi’nde dört albüm vardır; ancak, grup artık kendini tekrar
etmeye başlamıştır. Birbirinin aynı ritimler, aynı sözler ve değişmeyen
tarz. Bunlar da, yavaş yavaş grubun sonunu getirecek etkenlerin başında
geliyordu. 1987 yılına bu sıkıntılarla giren grup yaz başında “Romantic
Warriors” albümünü piyasaya çıkarır. Ama artık grup içi anlaşmazlıklar
da su yüzüne çıkmıştır. Bir yandan Dieter’in solo projeleri, diğer
yandan Thomas’ın 1985 yaz’ında dünya evine girdiği eşi Nora’nın
kaprisleri. Bu nedenle 1987 yılında ülkemizde gerçekleştirilen Çeşme
Festivali’ne grup adına sadece Thomas gelir. Kaprislerine burada da
devam eden Nora, grubun ülkemizdeki hayranlarından büyük tepkiler
görür. 1987 yılını bu sıkıntılarla kapatmaya hazırlanan grup, son
albümleri “In The Garden Of Venus”ü piyasaya sürer. Ama artık ayrılık
kaçınılmaz hale gelmiştir. Ayrılığı ateşleyen fitili Dieter Bohlen
yakar ve süper bir 45’liği “Sorry Little Sarah”, raflarda yerini alır.
1988 yılında artık Modern Talking tarih olmuştur. Grubun hayranları
buna pek inanmaz, yeniden bir araya gelecekleri ümidi vardır herkeste.
Ancak, yanılırlar; 1988 yılında, yeni grubu Blue System ile önce
“Walking on a Rainbow” sonra da son derece güzel “Body Heat” albümünü
piyasaya sürer Dieter Bohlen. Aynı yıl, bu sefer Dieter Bohlen gelir
Çeşme Festivaline tek olarak. Thomas’ın aksine son derece sıcak
tavırlar sergiler ve güzel izler bırakarak ayrılır ülkemizden. 1984
yılında başlayıp önce Almanya, sonra Avrupa ve ülkemizi etkisine alan
bir kasırga estiren, günümüzde 80’ler dendiğinde ilk akla gelecek
kadar, döneme damgasını vurmuş bir efsane de böylece bitmiş olur.


Modern Talking, en parlak günlerini yaşadığı yıllarda, ülkemiz
dinleyici kitlesi de bilinçli bir şekilde bu grubu ve türevlerini takip
etmekteydi. Televizyonun TRT tekelinde olduğu, çoğu yerde bırakın
bilgisayarı, telefonun bile olmadığı, görsel basının okuyuculara geç
ulaştığı ya da ulaşamadığı bir dönem söz konusu. Yurtdışında çıkan bir
albüm aylar sonra basılır, bizler bir şekilde orijinal basım’dan önce
raflarda yerlerini almış olan korsan basımlara rağbet ederdik. Tüm
bunlara rağmen sıkı bir müziksever kitlesi vardı. Türkiye'nin dört bir
yanına fanclubler kurulur, ortak alınan kararla belirlenen yerlerde
toplantılar düzenlenip tanışılırdı.Bu durum sadece Modern Talking için
değil, “diğerleri” için de geçerliydi.


Modern Talking fırtınalar estirirken C.C.Catch, Bad Boys Blue, Sandra
gibileri de parlak dönemlerindeydiler. Özellikler C.C.Catch, Dieter
Bohlen desteği ile son derece sağlam bir kitle sahibi olmuştu. Söz
konusu Dieter Bohlen olunca, haliyle şarkılar da birbirine benziyordu;
bunu hiç müzikten anlamayan bir insan bile fark eder. Ancak bu olgu,
sanıldığının aksine C.C.Catch’e olumsuz etki getirmedi. Dieter Bohlen,
bunun farkına vararak aynı desteği bir zamanların ünlü grubu Smokie
elemanı Chiris Norman’a da verdi ancak C.C.Catch kadar başarılı
olamadı. Sandra ise bir süre sonra eşi olacak olan Michael Cretu
desteği ile “Maria Magdelena”yı yaptı ve azımsanmayacak bir kitleyle
kucaklaştı. Bir başka harika üçlü Bad Boys Blue ise “Youre A Woman”
parçası ile kulvardaki yerini aldı ve uzun süre de buradan çıkmadı.
1986 yılında İzmir’de C.C.Catch ve Bad Boys Blue muhteşem bir konser
verdiler. Her ikisi de canlı performans sergileyip bizleri büyüleyerek
gittiler. Sıcacık tavırlarıyla “hiç de ulaşılmaz” olmadıklarını
kanıtladılar.


Dönemin gençlik dergileri de bu grup ve müzik türlerine olağanüstü ilgi
gösterdi. “Hey” Dergisi yıllardır süregelen yerli pop ve magazin
çizgisini, 1985 yılında değiştirerek neredeyse tamamen “dış kaynaklı
pop müziğe” kaydırdı. Artık gençler, sevdikleri sanatçının ayakkabı
numarasından, yataktan kalkış saatlerine varana kadar bir sürü ince
detayı(!) “Hey”, “Onyedi” ve “Blue Jean” sayesinde öğrendiler. Bu
dergilerin en büyük ortak özellikleri ise güvenilir listeleriydi.
Bugünlerde yaşanan “bastır parayı otur birinci sıraya” sistemiyle henüz
tanışmamıştı medya. (Medya?) Tek bir kanal ve aklı başında (ozaman)
gazeteler. TRT’miz ne yazık ki bu dönemlerde gençlerin gönlüne
kurulamadı bir türlü. Bir ara “Dış Kaynaklı Müzik” adı altında James
Last Orkestrası ile haşır neşir di. Sonraları Chris Rea ve Gloria
Estefan nöbetleşe paylaştılar ekranı. Sadece yılbaşı akşamları, o da
saat gece yarısını geçtikten sonra 03:00 civarları “Peter’s Pop Show”
yayınlanırdı ve ağzımız bir karış açık kalırdı. Program müthiş güzeldi
çünkü. Tamamı yayınlanmazdı ama. Bir de “tesadüfen” elimize geçen
görüntüler olurdu ki evlere şenlik; video filmlerin sonlarında yer
doldurulması amacıyla yerleştirilen müzik görüntüleriydi bunlar. Bazen
bir rock grubunun konseri bazen de Modern Talking ve diğerlerinin
klipleri olurdu bu görüntüler.



Bir başka evlere şenlik durum da, müzik dünyamızda yaşandı 1986
yılında. “Brother Louie” 45’liğinin henüz piyasaya çıktığı dönem’de pop
sanatçılarımızdan Cantekin, şarkının orijinal altyapısı üstüne
play-back yöntemiyle 19 Mayıs Pazar günü Samsun’dan canlı olarak
yayınlanan TRT’nin Pazar programında arz-ı endam eyledi. Bizler bu
olayı hazmetmeye çalışırken, bir başka genç yetenek ve henüz albüm
yapma fikri ortalarda yokken dans grubuyla gönüllere taht kurmuş Hakan
Peker de bir Cumartesi akşamı TRT ekranlarından Bad Boys Blue’nun
“Pretty Young Girl” parçasını söylüyordu. Alt yapısı ve vokaliyle
“bizim” düzenlemeydi. Fena da söylememişti; çok değil 3 sene sonra da
“Bir Efsane” albümü ile özlediği başarıyı yakalayacaktı Hakan Peker.
Ama esas bomba yılların sanatçısı Neşe Karaböcek’ten geldi. Hey
Dergisi’be yaptığı açıklamada “Oğlu Hasan ve diğer gençler için disco
altyapılı, bizden ve dışardan şarkılardan seçilmiş bir albümün
müjdesini” veriyordu. “Arkadaş/Amerika’da” isimli bu albümün en büyük
süprizi ise kuşkusuz Modern Talking hiti “You’re my heart you’re my
soul”’un türkçe versiyonu “Akşamlar”dı. Dönemin Türk Müzik piyasasına
baktığımız’da, böyle bir düzenleme hem başarılı hem de cesur bir adım
olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunlar yasal izinleri alınarak ve
albüm kartonitesinde kimin olduğu belirtilerek yayınlandı. Şimdikiler
gibi “çalıntı” değil.


Dünya müzik piyasasına baktığımızda; o yıllarda pop müzik altın çağını
yaşarken bir başka tür de, Heavy Metal de yükselen bir başka trend
olarak göze çarpıyordu. Ne disco, ne euro-pop, ne de diğer alternatif
türler, Heavy Metal’in yükselişini önleyemediler. 80’lere damgasını
vuran olaylardan biri de bu olur.

Bugün Modern Talking, tamamen dağılmış durumda. Aslında 1998 yılında
tekrar döndüklerinde bugünleri görmüş, fazla umutlanmamıştım. Sadece
“eskilerden yakın dostlarım ziyarete gelmişler, az sonra da kalkıp
gidecekler” hissi hakimdi bende. Ama dosta düşmana karşı büyüklüklerini
yıllar sonra da ispatladılar; dönüş albümleri rekor denecek rakamlarla
satıldı. C.C.Catch de aynı kulvarda devam ediyor. Yetmedi, hem Dieter
Bohlen’in temel orkestrasının (M.Talking ve C.C.Catch’e eşlik eden)
elemanları Blue System’e nazire yaparcasına “Systems in Blue” adıyla
single’lar yayınlıyorlar. “Bakın 80’leri tekrar ayağınıza getiriyoruz”
dercesine. 80’ler zaten yanı başımızda; hiç gitmedi ki.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.Mp3-Clip.TK
 
MODERN TALKİNG
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Liderboard Destek Platforumu :: ๑۩۞۩๑...Müzik Sohbet...๑۩۞۩๑ :: SANATÇI BİYOGRAFİLERİ :: Yabancı Sanatçıların Biyografileri-
Buraya geçin: